bir kölenin günlüğü

Aşeyra’nın Doğuşu

Aşeyra'nın Doğuşu

Belki de şuan ki yazacağım günlük yazım en zorlandığım yazı olacak. Çünkü tarifi anlatılması güç anlar yaşadım!

Efendimle uzun ve keyifli sohbetten sonra az sonra neler olacağına dair bazı bilgiler paylaşıyor benimle. Yüzünde ki ve o muhteşem gözlerinde ki ciddiyetini hemen fark ediyorum ve ayrıca hissediyorum. Dakikalar önce benimle şakalaşan ve gülüşen insan nasıl olurda bir anda bu kadar ciddi olabiliyor. Tüm duruşu, bakışı ve konuşma şekli adeta değişti. İçimden bir ses daha dikkatli dinlemem gerektiğini söyledi ve sese uydum. Gözlerimi ayırmadan Efendimi dikkatlice dinliyorum ve elimden geldiğince çekici ve tatlı görünen dudaklara bakmamaya çalışıyorum. Oldukça zor bir durum ama başardım.

Efendim az sonra olacaklarla ilgili ve neler hissedebileceğimle ilgili detaylı bilgiler paylaşıyor.

Falaka esnasında beni karın üstü yatırıp, ellerimin ve ayak bileklerimin sırtımda birbirine birleştireceğini söyledi. Bu pozisyona ‘hogtied’ adı verildiğini o an öğrendim. Falakanın nedeninide söyledi. Bugüne kadar yapmış olduğum hatalarımı telafi edebileceğim bir fırsat sunulmuştu Efendim tarafından ve bende bu fırsatı ne olursa olsun kesinlikle geri tepmek istemediğimi düşündüm. Haftalarca biriktirdiğim hatalarımı bir falakada telafi edebileceğim bu fırsat sunulduğunda, Efendimin ne kadar merhametli olduğunu anladım. Çünkü yapmış olduğum hatalar kesinlikle hafife alınamayacak hatalardı. Konuşma esnasında Efendim bana güvenlik kelimesinden bahsediyor. Acil bir durumda, kendimi sağlık açısından kötü hissettiğimde, güvenlik kelimesini kullanabileceğimi ifade etti, fakat bunun gerçekten de son çare olarak görmemide emretti. Eğer bu göstermiş olduğu büyüklüğü kötüye kullanırsam Efendimin bana beslemiş olduğu güveninin çok feci bir şekilde sarsılacağını söyledi. Efendim bunları benimle konuşurken, içimdeki korkuyu her ne kadarda bastırmaya ve gizlemeye çalışsam da, bunu başaramadığımı hissettim. Efendimin meşhur bıyık altı gülümsemesi çıktı ortaya. Benim ne düşündüğümü ve neler hissettiğimi yine anladı ve her zaman ki olduğu gibi benden yine bir adım öndeydi.

Falaka uygulama esnasında çekim olacağını söyledi Efendim. Falaka esnasında etrafımda duracak olan kameraları unutmamı ve olduğum gibi davranacağım hakkında talimatlar verdi. Korkum kameralar değildi, korkum acılara karşı dayanıp dayanamayacağımdı aslında. Daha çok bunu merak ediyordum.
Efendim çekim ekipmanlarını hazırlarken, benimde hazırlanmamı emretti. Dilediğim kıyafeti giyebileceğimi söyledi. Bense o an üzerimde olan siyah kırmızılı şeffaf geceliğimin kalabileceğini söyledim. O an pek üzerimdeki kıyafeti düşünecek durumda değildim açıkçası.
Çekim olacağı odaya geçtik. Bir gece önceki yaşadıklarımızın hatıraları geliyor göz önüme. Efendimle sarmaş dolaş yattığımız ve uyuduğumuz anlarımız geliyor aklıma. Uykuda nede masum görünüyordu!
Kapı eşiğinde Efendimi gözetliyorum. Kameraları ve ışığı en uygun pozisyona alabilmek için çaba gösteriyor, ayrıca odanın her bir detayına dikkat ediyordu. Profesyonel el hareketleri ve dikkatli bakışları gözümden kaçmadı. Kim bilir benden önce kaç kişi bu kameralar karşısında geçti ve acılar içinde kıvrandı. Şimdi sıra bendeydi! Ürkek bir çocuk gibi kapı eşiğinde, yüzümü kapı kenarına yasladım ve kendimi mental olarak hazırlamaya çalıştım. Pratikte neler olacağını biliyordum, fakat hissedilenler ne olacaktı? Kocaman soru işaretlerini hissediyorum kafamda.

Efendim farklı renklerde bondage yani bağlama iplerini çıkardı ve istemsiz şekilde gülümsemeye başladım. Tabi bu hareketim Efendimden kaçmadı.
‘Hayırdır? İpleri görünce yüzün güldü!’
Belkide en çok merak ettiğim olaylardan birtanesi, hareketsiz bir şekilde bağlanmaktı. Az sonra bununda tadına varacaktım Efendim sayesinde.
‘Evet, ben hazırım. Herşey tamam ve uygulama başlamıştır!’
Bu cümleyi duyduğum an içim ürperdi, vakit gelmişti. Bu cümleden sonra Efendimin gözlerine bakmak yasaktı. En son gözlerine baktığımda, kıçıma kırbacı yediğimi hatırlıyorum, çok acımıştı!
‘Şimdi başını yatağın kenarına koyacak şekilde karın üstü yat, ellerini arkaya uzat ve ayak tabanlarını havaya kaldır!’
Efendimden gelen her bir talimata uyuyor ve emredilenleri sessizce uyguluyorum.

Saçlarım bu pozisyonda yine gözlerimi kapatıyor, fakat bu defa saçlarımı düzeltmek için bir harekette bulunmuyorum çünkü biliyorum ki bu da yasak. İlk uygulamada böyle bir hatadan dolayı sert bir kırbaç darbesini popomda hissetmiştim. Dayak ne kadarda insanı dizginliyor. Gülmemek için yüzümü yorgana gömdüm.
Efendim bondage iplerini alıyor ve havada olan ayak bileklerimi sertçe birbirine bağlıyor. Ardından ellerimi tek tek arkaya doğru uzatıp ayak bileklerimle birleştiriyor. Hareket alanım iyice daralmıştı. Fakat neden bilmiyorum ama bu durum hoşuma gitti. Efendime ruhumu teslim ettiğim gibi bondage ipleri sayesinde bedenimi teslim ettiğimi hissettirdi bana ve bu duygu beni oldukça tahrik etti. Hareket kabiliyetim çok az, fakat ben bağlanır bağlanmaz, biraz olsun rahat bir pozisyonunu bulabilmek adına ufak gerilmelerle hareket alanımı keşfetmeye çalışıyorum.

Kameralar çalıştırıldı!

Bu andan itibaren nefesimi kontrol etmeye çalıştım. Derin derin nefes almaya çalışarak heyecanımı ve korkumu yenmeye çabalıyorum. Efendim sakince siyah topuklu ayakkabılarımı çıkartarak tabanlarımın çıplak olmasını sağladı.
Hatırladığım kadarı ile tabanlarımda ilk hissettiğim şey kırbacın yumuşak ve estetik uçlarıydı. Ayak tabanlarımı okşarcasına Efendim kırbacı gezdiriyor ve gıdıklanıyordum.
Efendim Falaka cezamın ne için olduğunu bilip bilmediğimi sordu. Bende bildiğimi söyledim kendisine. Ardından yüksek sesle cezamın ne olduğunu söylememi emretti.
Ürkek bir sesle ‘Bugüne kadar yapmış olduğum tüm hatalarımın cezası Efendim’ cümlesini toparlayabildim.
‘Aferin!’
Efendimden ilk -aferin- gelmişti, bu kelime o an içimi ferahlattı. Efendimi daha çok memnun etmeliydim, çünkü bu beni çok mutlu ediyordu. Bir işe yaradığımı hissettiriyordu sanki!

Bunları düşünürken tabanlarıma aniden inen bir kırbaç darbesi ile kırbacın hiçte yumuşak olmadığını hissettim. Sağ ayağım darbeden dolayı içten gelen bir ısınma ile ısınmaya başladı hafiften ve tekrar bir darbe daha! Ayaklarımı birbirinden ayırmamak için ve olabildiğince birleşik tutabilmek için büyük bir çaba gösteriyorum. Her tabanlarıma inen darbe sanki durgun bir su birikintisine bir sopa ile vurur gibi hissettirdi bana. Sertçe inen sopanın altında bulunan su esniyor ve sopanın kenarlarından hızlıca yukarı doğru fışkırıyor. Her darbe sonrası, kan basıncı tabanlarıma doğru bastırdığını hissettim. Efendim bir kaç alıştırmadan sonra her darbe sonrası yüksek sesle saymamı ve her rakamın ardından teşekkür etmemi emretti. On gayet güzel bir rakam olduğunu düşündüm. Dayanabilirdim! Dayanmalıydım!
Darbeler art arda iniyor ve her darbe sonrası biraz daha fazla acıyor tabanlarım bundan dolayıda bende biraz daha fazla kıvranıyorum. Ses çıkarmamak için gayret gösteriyorum! Her bir darbe bir öncekinden daha sert iniyor ve sekizinci darbeye gelindiğinde ‘sadece iki kaldı!’ diyerek kendime moral ve motivasyon vermeye çalışıyorum.
Ve sonunda onuncu darbeyide Efendim sertçe indirdikten sonra nefes alabilme şansım olmuştu ve biliyordum ki, ayaklarımı ne kadar düzgün bir şekilde tutarsam, aralarda soluklanabilmek için Efendim izin verecekti. Bunu aklımdan hiç çıkarmamaya gayret gösterdim. Aralarda yanan tabanlarımda Efendimin güzel ellerini hissediyorum. O an eriyebilirdim. Her dokunduğunda tüm bedenimin titrediğini fark ediyorum.

Ben nefesimi kontrol etmeye çalışırken, Efendim bir sonraki talimatları verdi. Söylediği cümleleri uygun bir şekilde değiştirip tekrar edecektim. Bunu duyduğumda neredeyse sevinme noktasındaydım çünkü kulağa gayet kolay geliyordu 🙂
İlk cümle söylendi, art arda inen sert kırbaç darbeleri ile cümleyi kendime uygun bir şekilde tekrarladım. Tabanlarım ısınma noktasını aşmış ve artık gerçekten de acımaya başlıyordu.
Kaçıncı cümlede bilmiyorum, fakat öyle bir cümle geldi ki, ömrümden ömür yedi. Çünkü bir türlü cümleyi aklımda tutamıyordum ve toparlayamıyordum. Ne kadar tekrar etmek zorunda kaldığımı bilmiyorum fakat her yapmış olduğum cümle hatasında, tabanlarıma fazladan ceza kırbaç darbeleri iniyordu. Her yaptığım hatada kendime kızıyor, ne kadar beyinsiz oluşuma ve acıya karşı direnemediğime kızıyordum. O kadar bir kızıyordum ki, cümleyi toparlayamadığım için ceza kırbaçlarını hakkettiğimi söylüyorum.

Tabanlarım iyice şişmiş ve kızarmış durumundalar. Uygulamanın tam olarak neresinde bilmiyorum ama kendimde daha önce hiç hissetmediğim bir durumla karşı karşıya geldim. Tarif etmesi çok zor. Bir ara kırbaç darbelerini kısada olsa ‘kabul’ etmiş gibiydi alt benliğim. Bu kabul ediliş bende öyle bir hisler yarattı ki, zevke geldiğimi ve hatta ıslandığımı hissettim. Her darbe sonrası göğüslerimi biraz daha sert yatağa sürtmeye ve ayrıca her kıvrandığımda bacaklarımın yardımı ile ıslanan amımı sıkıştırmaya başladım. O an kendime inanamadım, fakat engelde olmak istemedim. Acı ve tatlı arasında gidip geldim galiba 🙂

Son uygulama olarak 100 kırbaç yiyecektim tabanlarıma. Bunu Efendim bana söylerken 100 rakamı büyüdükçe büyüdü, bir dev kadar oldu ve üzerinden geçilemeyecek bir engel olarak dikildi karşıma. Bu uygulamada yalvarmak serbest olduğunu söyledi Efendim. Ne kadar güzel yalvarırsam benim için o kadar iyi olacağını söyledi. BEN ve yalvarmak?! Bugüne kadar bunu hiç becerememiştim. Bu güne kadar doğru düzgün Efendime hiç yalvaramamıştım. Bu yüzdende canım Efendim bana ‘sosyete köle’ deyimini takmıştı zaten.. !

Darbeler yine art arda sertçe iniyor, ben her darbe sonrası var gücümle sayıyorum. Nefes nefeseyim gözlerimden yaşlar akıyor, tabanlarımın altında sadece darbelerden dolayı meydana gelen yoğun bir acı hissediyorum. Aklım sürekli rakamlarda…. ‘19, 20, 21…24, 25…’ Hadi bitsin artık diye haykırasım geliyor…!! Sabretmeye çalışıyorum… güçlü durmaya çalışıyorum. Fakat rakamlar çok yavaş ilerliyor…
Alışık olduğum darbeler tabanlarımı parçalıyor. Sonra ne oldu bilmiyorum fakat bir sonraki darbelerde acı bir anda on katına çıktı. Bildiğim kırbaç değildi artık tabanlarıma inen! Efendim farklı bir kırbaç türünü tabanlarıma geçirmeye başlıyor. Daha sert ve daha seri… Saymaktan ve nefes almaktan zorlanıyorum, dayanamıyorum! Bu kırbaç sadece tabanlarımı değil aynı anda içimide parçalıyor, ruhumu tuzla buz ediyor. Bu öyle bir parçalama ki, ömrümde ilk kez tüm çıplaklığımla tüm saf ve temiz ruhum ile bir erkeğin karşısında hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve ona yalvarıyordum!!!! Bir damla merhamet için yalvarıyorum…

Yanan tabanlarımla Efendimin karısında oturduğumda, yüzünde garip bir ifade ile karşı karşıya geldim. Hüzün mü? Yorgunluk mu? Bilmiyorum. Daha önce bu yüz ifadesi ile hiç karşılaşmamıştım. Kadehindeki içkisini yudumlarken, merakıma yenik düştüm ve Efendime sordum.
‘Falaka esnasında neler hissediyorsunuz Efendim?’
Derin bir nefes aldığını gördüm. Yeşil gözlerini yukarıya dikti ve yüzüme bakarak basit bir söyleyişle kafasını sağa sola sallayarak umursamaz tavırla ‘Hiç birşey!’ nefes aldıktan sonra yine aynı tavırla ‘Zevk!’ dedi. Bu -Hiç birşeyin- ardında neler gizli olduğunu merak ediyorum ve eminim ki devamı gelecekti. Düşüncelere daldı Efendim. Gözlerime derin derin bakarken ‘Acı vermek beni yoruyor!’ dedi. Yoruyor derken acaba kırbacı ayak tabanlarıma geçirmekten mi bahsediyordu? Soru sorma yerine beklemeyi tercih ettim ve devamı kısa sürede geldi.
‘Birçok şeye dikkat etmeliyim. Büyük bir sorumluluk altına giriyorum. Sana nasıl acı verdiğime, acının derecesine ve şiddetine dikkat ediyorum. Acı verme zevkinden yani sıra çok enerji sarf ediyorum, bu da beni yoruyor’ dedi.
Her ne kadar Efendim bana acı vermiş olsa da, bunları onun ağzından duymak tüm acılarımı içimden söküp aldı. Vermiş olduğu acıların yerine şefkatini hissettim. Kafamda olan birçok soru işaretinin cevabını aldım belki de.

Bunları konuşurken yine yağmur yağmaya başladı. Yağmurun sesine kulak veriyor ve anın tadını çıkarıyoruz. Çıplak ayak tabanlarıma dışardan esen soğuk rüzgarı hissediyorum. Az önce odada yaşadıklarım geliyor aklıma. Çektiğim acıları, hissettiğim darbeleri, kamçının sesini. Her kamçı darbesinde ruhumun paramparça oluşunu. Hıçkıra hıçkıra ağlayasımı ve Efendime ilk kez yalvarışlarımı! Aslında o odada çok daha fazlası oldu. Ne olduğunu bilmiyorum, fakat içimdeki ses birşeylerin değiştiğini söylüyor bana. Belki büyüdüm, belki karşımda duran adama daha çok bağlandım, belki de bu güne kadar hep hayal ettiğim ve yaşamak istediklerim gerçekleşti. Belki de kendimi buldum! Evet… Kendimi buldum.. Aşeyra yı buldum!!! Meğer bu güne kadar sadece ismini taşımışım, eminim bu günden sonra Aşeyra’nın ruhunu içimde taşıyacağım.

Yağmurun sesi kesildi. Kendimi dışarıya atmak istedim. Efendimden izin aldım ve dışarıya çıkan kapıyı açtım. Nemli ve toprak kokulu rüzgarı ciğerlerimin en derinliklerine kadar çektim. İlk adımlarımı attım dışarıya. Tabanlarımın şişkinliğinden dolayı sendeleyerek yürüdüm, bir bebeğin ilk attığı adımları geldi aklıma. Soğuk ve ıslak çimleri ateş gibi yanan ayak tabanlarımda hissettikçe içimi ferahlattı. Sanki içimdeki tüm kötülüklerden arınıyor ve herşeyden temizleniyormuş gibi.

Adımlarım eminleşti, dik yürümeye gayret ettim. Bu garip hisler ve duygular karşısında göz yaşlarıma hakim olamadım. Sessizce ağlamaya başladım. Bu kes acıdan değil, mutluluk göz yaşlarıydı yanaklarımdan inen. Başarmıştım! Büyümüştüm!

Efendimin sayesinde Aşeyra Aysu Asel yeniden doğmuştu. İşte tam şimdi! Hissediyorum…

Aşeyra

Aşeyra

Siz daima benim ışığım ve yol gösterenim olacaksınız. Siz var olduğunuz sürece Aşeyra Aysu Asel köleniz hergün yeniden doğacak. İyi ki varsınız canım Efendim.
Aşeyra

Aşeyra'nın Yeni Yazıları (Hepsini Göster)

2 Responses to Aşeyra’nın Doğuşu

  • MasterDaPain

    Yeni bir doğuş, yeni adımlar, yeni heyecanlar, yeni acılar, yeni tutkular ve herşey sıcaklık verecek kadar tanıdık. Sanki anlına yazılmış. Bunlar anlatılamaz. Ancak yaşanır, tüm derinlikleriyle. Çünkü anlatsan kim inanabilir? İşte BDSM bu. Ve sen güzel kölem güzel adımlar attın. İlkelerinle yeniden doğdun ve bu doğuşu yaşadın. Seninle gurur duyuyorum. İtaatın tartışılmaz, duyguların berrak ve sen benimsin. Hoşgeldin güzel kölem.

  • ŞUAN NERDE NE YAPTIĞINI ÇOK MERAK EDİYORUM

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni Yorum
hilalsu: ŞUAN NERDE NE YAPTIĞINI ÇOK...
Aşeyra: Thanks a lot Janelle :)...
Janelle: Well I saw your falaka video a...
MasterDaPain: Yeni bir doğuş, yeni adımla...
Owk Simon: Merhaba Aşeyra hanım..İçin...
Aşeyra: Yorumunuz için teşekkür ede...
Aşeyra: Öncelikle Halit bey yorumunuz...
Aşeyra: Asya hanım desteklerinizden ...
Aşeyra: Bana tutkuyu da aşkı da Efen...
Aşeyra: Yorumunuz için teşekkür ede...